LİNKLER

Rehberturk.info
Müzik Klipleri
Magazin Rüzgarları
Klip TV
Turizm Rehberi
İlanyaz
Ankaralı TV
Bikini Foto
Sağıroda TV
BilgiTurk
Gökhan Özen
Doğuş
KlipTurk
Gizli Kamera

« Önceki | Sonraki »

10/7/2008

Türkiye Başbakansız kalabilir

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, “AKP kapatılır ve siyasi yasak gelirse Erdoğan bir gün bile başbakanlık yapamaz” dedi. Paçacı, ekonomik kriz ihtimalinin her geçen gün arttığını söyledi.

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi kapatması ve siyasi yasak getirmesi halinde Recep Tayip Erdoğan'ın bir gün bile Başbakanlık yapamayacağını söyledi. Paçacı, “Anayasa'daki hükümler açık. Türkiye uzun süre başbakansız kalabilir” uyarısında bulundu. Türkiye'nin ekonomik olarak ciddi sıkıntılar içinde bulunduğunun da altını çizen Paçacı, ciddi bir ekonomik kriz ihtimalinin her geçen gün artığını belirtti.

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Emin Pazarcı'nın sorularına şu cevapları verdi:

Soru: Bugün Türk siyasetinin içinde bulunduğu durum ne? Sizin gözünüzle ilk bakışta nasıl bir görüntü ortaya çıkıyor?

Paçacı: Türkiye şu anda kritik bir dönemden geçiyor. Türkiye'nin önünde belirsizlikler var. Öncelikle siyaseten Türkiye bir belirsiz dönemi yaşıyor. Yine ekonomik olarak da önünü göremiyor. Ekonomide de sıkıntılı bir dönemdeyiz. Türkiye'de hiçbir dönemde olmadığı kadar kurumlar arası uyumlu çalışma ortadan kalkmış durumda. 

Şöyle bir değerlendirme yapılıyor: Deniliyor ki, Türkiye'de bir siyasi iktidar var, bir de devlet iktidarı var. Devlet iktidarı da siyasi iktidarla savaş halinde. Siz bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki Anayasa'da devletin yönetimi için üç erk ortaya konulmuş: Yasama, yürütme ve yargı. Bunların birbirine üstünlüğü söz konusu değildir ve bunlar birbirleriyle de uyumlu çalışarak devleti yönetirler. Şimdi halk iktidarı dediğimiz siyaseten devleti yöneten kesim, yasama ve yürütmede hakim unsur. Yargıda ise, seçilmişlerin dışında atanmışların hakim olduğu bir sistem var. Seçilmişlerin ve atanmışların birlikte, beraberce, birbirilerinden üstün olmadan uyumlu bir şekilde çalışması gerekir. Ancak, durum bugün bozulmuş durumda. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yakalamış olduğu şans Türkiye için çok önemli hamleleri beraberinde getirebilecekken, bugün Türkiye maalesef ümitsiz bir süreci yaşıyor.

ENDİŞE VE KUŞKUYU DAĞITAMADILAR 

Peki bunun tek sorumlusu Adalet ve Kalkınma Partisi mi? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Anayasa Mahkemesi'ni siyasi karar vermekle suçladı. Türkiye'nin bu noktaya gelmesinin suçluları kimler?

Paçacı: Ülkeyi kim yönetiyorsa sorumlu odur. Ülkeyi bugün AKP yönetiyor ve AKP'nin şikayet etme hakkı yok. Eğer sen ülkeyi yönetiyorsan ve Anayasa Mahkemesi'ni değiştirecek bir çoğunluğa sahipsen hiçbir şekilde hiçbir şeyden şikayet etmemen lazım, edemezsin. Ama, efendim “Yargı benim önümü kesiyor, yargı benim kararlarıma karşı direniyor” gibi bir anlayışı kabul etmek mümkün değil. Yargı niye harekete geçti? Eğer siz yüzde 47 aldıktan sonra halen ülkenin tümünü kucaklayacak bir politika izleyemediyseniz, ülkenin bir kısmına gelecek endişesi yaşattıysanız, o zaman dengeyi kuramazsınız. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin en büyük yanlışı, daha önce RP, Milli Nizam, MSP, işte o çizgiden geldikleri için vatandaşın kendilerine karşı ciddi bir kuşkusu vardı. Bu kuşkuyu dağıtamadılar; bu kuşkuyu ortadan kaldıramadılar. Türban düzenlemesinde de böyle oldu. Eğer kendilerinden endişe ve kuşku duyan kesimde bu endişe bu kuşkuyu dağıtacak eylem ve söylemi başarabilselerdi, bugün bu noktaya Türkiye gelmezdi. 

Bir tahmin yapabilir misiniz, şu ana görünen tabloya bakarak Anayasa Mahkemesi'nden nasıl bir karar çıkabilir?

Paçacı: Nasıl bir karar çıkacağını bilemiyorum, ama Türkiye bir kaosun içerisine girdi zaten. Yani, davanın açıldığı andan itibaren Türkiye kaosa girdi. Karar ne olursa olsun, kararla birlikte bu kaosun içinden çıkar Türkiye.

BELİRSİZLİK KAPATMADAN DA KÖTÜ 

Daha büyük kaosa gireceği yönündeki beklentiler daha ağırlıkta.

Paçacı: Hayır, ben mevcut parlamenter sistem içerisinde çözümün üretilebileceği kanaatindeyim. Karar kapatma yönünde olursa çözümsüzlük olmaz. Neticede gene bir çözüm bulunur. Ama belirsizlik en kötü durumdur. 

Peki kapatma olmaz ve karar devam yönünde olursa, Ak Parti bundan sonra rahat icraat yapabilir mi?

Paçacı: Çok büyük yara aldı. Bugüne kadar yaptığı hatalardan ders alırsa mevcut parlamento aritmetiği içinde zaten başka hükümet çıkma ihtimali yok. Dolayısıyla ülkeyi yönetmeye devam edecekler. Ama, gerek ekonomideki sıkıntılar, gerekse siyasetteki gerginlikler, kendilerinin ülkeyi daha başarılı ve iyi yönetecek bir tablodan uzak kalacaklarını gösteriyor. 

Sayın Bahçeli, Ak Parti kapatılırsa, bir klonlama şeklinde başka parti ile yola devam etmesinin rejim bunalımına bile yol açabileceğini söyledi. Ne demek istedi Sayın Bahçeli? Biraz daha açar mısınız?

Paçacı: Özellikle belirsizliğin hüküm sürdüğü dönemlerde demokrasiye dışarıdan müdahaleler söz konusu olabilmektedir. Buna bir “balans ayarı” da diyebilirsiniz. Geçmişte yaşadığımız tecrübelerden yola çıkarak bunu ifade ediyorum. Buna dışarıdan bir yönlendirme de diyebilirsiniz. Yeniden siyasetin dizayn edilmesi de diyebilirsiniz. Önemli olan demokratik sisteme dışarıdan müdahale edilip edilmemesidir. Belirsizlik olduğu dönemlerde bu dışarıdan müdahale ihtimali yükselir. Bir ara rejim beklentisi de yükselmeye başlar. Ara rejime itirazlar yavaş yavaş düşer. Bütün bunlar neticede demokrasimize ve demokratik kazanımlarımıza zarar verir. Genel Başkanımızın ifade ettiği, kapatma kararından sonra siyasetin Parlamento içinde nasıl şekilleneceğidir. O şekillenecek siyasette siyaset mühendisleri veya terzilerinin dışarıdan destekle ne tür bir organizasyona girebileceği belirsizdir. Bütün bu ihtimalleri ortadan kaldırabilmek için çözümü demokratik parlamenter rejim içerisinde tutabilmek amacıyla bir normalleşme projesine ihtiyacımız olduğunu ifade ediyor. Ancak, AKP tarafından bu yanlış algılandı. Bizim MHP olarak önceliğimiz ülkemizdir. “Önce ülke, sonra partimiz” diyoruz. Ortada bir reel durum, bir kapatma davası var.

TÜRKİYE BAŞBAKANSIZ KALABİLİR 

İşte o reel durum kapatma ile neticelenirse ne olacak?

Paçacı: 39 milletvekiline siyaset yasağı talebi var. Eğer kapatma kararı verilir de bu 39 kişiden bazıları siyaset yasağı kapsamına girerse, ondan sonra ne olacaktır? Mevcut Hükümet, yenisi kurulana kadar nasıl devam edecektir? Eğer dava kapatılma ile sonuçlanırsa Başbakan'ın milletvekilliği düşmüş olacaktır. 

O durumda yeni Hükümet kurulana kadar Başbakan olarak devam etmez mi?

Paçacı: Hayır edemez, bu mümkün değil. Başbakanlık için milletvekilliği şart. Anayasa'ya göre şart. Dolayısıyla Erdoğan'ın Başbakanlığı düşmüş olacak. Kabinden zannediyorum beş adet siyasi yasak istenen isim var. Bakanlıklar düşmüş olacak. Yeni bir parti kurulacaksa, o parti eskinin devamı niteliği taşıyacak. Yine kapatma davası ile karşı karşıya kalacak. 

Sizin ortaya koyduğunuz bu tabloda Ak Parti birliğini muhafaza edebilir mi?

Paçacı: İşte birliğini muhafaza etmesi çok zor. Bugün edebilir, ama kapatma kararından sonra etmeyebilir. Kapatıldıktan sonra birliğini nasıl muhafaza edecek? Bir siyasi parti kuracak veya toptan belli bir siyasi partiye girerek birliğini muhafaza edecek. Ancak, Anayasa'da eğer böyle bir yöntemle yeni bir parti kurulur veya yeni bir partiye girilirse o da kapatma sebebi sayılıyor. 

Siz çok önemli şeyler söylüyorsunuz. Türkiye Başbakansız kalabilir mi? Cumhurbaşkanı görevlendirme yapıp, yeni bir hükümet kurulana kadar Türkiye başbakansız mı kalacak?

Paçacı: Evet, başbakansız kalacak. 

O durumda birkaç ay başbakansız kalmamız bile söz konusu olabilir.

Paçacı: Evet, aynen öyle. Bir de şöyle bir durum var. Yeni hükümet nasıl kurulacak? Kim kuracak yeni hükümeti? Yani bütün bunları biz düşündük, düşünüyoruz. Onun için birtakım önerilerde bulunuyoruz. Genel Başkanımız onun için birtakım endişeleri ifade ediyor. Parti kapandı, yeni bir parti kuracaksınız, yeni partiye girecek milletvekilleri “kardeşim yeni partiye gireyim, ama bu parti de kapatılma riski ile karşı karşıya” diyebilirler. Eskinin devamı olduğu için. O zaman belki de girmeyip, bağımsız kalmaya çalışacak. Bilemiyorum, ama belki birkaç parçaya ayrılabilirler, tek bir bütün olup kapatılma ihtimalini ortadan kaldırabilmek için. Bütün bunlar belirsiz. Neyin ne olacağını bilemiyoruz. 

Bugüne kadar sizin bu söylediklerinizi bu şekilde dillendiren bir siyasetçi çıkmadı.

Paçacı: Bugüne kadar hep muhalefet partileri kapatıldı. Hiç iktidar partisi kapatılmadı. İktidar ile muhalefet arasında çok büyük fark var. Hem ülke yönetiminden sorumular, hem de başka bir hükümet modeli çıkmıyor. 

Siz karar ne olursa olsun kaosu sonlandıracağını söylemiştiniz. Ancak, daha derin bir kaos tablosu ortaya koydunuz.

Paçacı: Hayır, şu anda bir belirsizlik yaşıyoruz. Şu anda bu belirsizlik ne kadar sürecek belli değil, ama o belirsizlik ortadan kalktıktan sonra Parlamento içerisinde çözüm aranacak ve herkes çözüme yönelecek. Herkes çözüm arayacak. 

Sizin söylediklerinize göre, bir kapatma kararı alınırsa hiçbir şey net değil. Bu durum ekonomiyi nasıl etkileyecek?

Paçacı: Net değil. Ekonomideki en kötü hal belirsiz olan dönemdir. Bu dönem iyi veya kötü belirli hale gelince ekonomi kendisini toparlar. Ben inanıyorum ki, kapanma davası neticelendikten sonra TBMM buna bir çözüm bulacaktır. Beğenen olacaktır, beğenmeyen olacaktır, ama mutlaka bir hükümet kurulacaktır. Eğer o hükümet kurulamazsa 45 gün içinde zaten seçime gitmek gerekiyor. 

Peki siz İktidar'ın bir seçim kararı almasını bekliyor musunuz?

Paçacı: Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kararı ile alınacak bir erken seçimi beklemiyorum. Çünkü, milletvekilleri daha iki yıllarını bile doldurmadılar, özlük haklarını kazanmadılar. Ancak, 45 gün içinde hükümet kurulamazsa mecburiyetten seçime gitmek de bir ihtimaldir. Biz bu belirsizliği ortadan kaldırmak için bu günden AKP'ye ve milletvekillerine bir çağrı yaptık. Kurun bugün partinizi, 301 milletvekilli bir parti olsun. Hükümetinizi de kurun. 39 arkadaşınız eski partilerinde kalsınlar. Eğer kapatma olursa zaten yapacak bir şey yok, ama bu yeni parti kapatmadan etkilenmeden yoluna devam eder. AKP kapatılmazsa, o zaman iki partiyi birleştirirsiniz, gene 62. Hükümet'i kurarsınız Tayip Bey'i yeniden başbakan yapmak istiyorsanız. Yolunuza devam edersiniz. Ancak bu önerimizi Tayip Bey'e endekslendikleri için reddettiler ve tepkiyle karşıladılar. 

Siz, Tayip Bey'e endeksli bir politika sürdürüldüğünü söylediniz. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararla Tayip Bey'in bağımsız milletvekili olması da engellenebilir mi?

Paçacı: Sabih Kanadoğlu bir açıklamada bulundu. Dedi ki: Tayip Erdoğan 23. dönemde milletvekili olamaz. Tabii, 24. dönemde seçilebilme ihtimali olabilir. 5 yıllık süre içinde herhangi bir siyasi partiye giremez, üye olamaz, vesaire deniyor anayasamızda. Dolayısıyla 5 yıl içinde hiçbir siyasi partiyle girmeden bağımsız olarak milletvekili olabilir. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesi önemli. Şahsi kanaatim, arzu etmiyorum, ama eğer AKP kapatılırsa, siyasi partileri iktidara getirecek de iktidardan götürecek de halkın olması gerektiğine inanıyorum. Biz, sürecin de böyle işlemesi gerektiğine inanıyoruz.

EKONOMİK KRİZ İHTİMALİ VAR 

Çok kısa bir toparlayabilir miyiz, ekonomide Türkiye'yi neler bekliyor?

Paçacı: Ekonomi zaten yanlış yönetildi bugüne kadar. Ancak küresel likiditedeki bolluk, yapılan hataların üzerini örttü. Şimdi, dünyadaki bu likidite bolluğu ortadan kalkmaya başladı. Dolayısıyla bizim yumuşak karnımız olan cari işlemler açığı, dış ticaret açığı tehlike arz eden bir noktaya ulaştı. Faizleri artırmaya başladılar. Faizlerin artmasıyla birlikte Türkiye'deki sıcak parayı tutabilir miyiz, diyorlar. Diğer taraftan Türkiye çok yüksek oranda faiz ödüyor. Ekonomik olarak çok sıkıntılı bir dönemeyiz. 

Yeni bir kriz gelir mi?

Paçacı: Tabii krizin tarifi önemli. Daha önce döviz kurlarındaki yükselmeyi kriz olarak algılıyorduk. Ancak şu anda esnaf krizin içerisinde. Hem de çok ciddi bir kriz içerisinde. Türkiye'de döviz kurları gerçekten bir baskı altında. Dışarıdan para gelmediği taktirde bu baskı yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Sizin, bizim, halkın anladığı anlamda bir kriz de söz konusu olabilir. Bu ihtimal her geçen gün de artıyor.

Emin Pazarcı / Mynet

 

<******>

17/1/2008

Türban erkek dayatması'

'
CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan'a yönelik ağır eleştirilerini MYK'da da sürdürdü. Erdoğan'ın türban açıklamasını "meydan okuma" olarak niteleyen Baykal, "Türban siyasal simge olarak Anayasa'ya girerse Türkiye çağdaş laik yaşamdan bütünüyle uzaklaşır. Bu Türkiye'nin kadınlarını Anayasal zorlama ile tesettüre sokan, erkek egemen toplum haline geldiğini gösterir. Türbanın kadın özgürlüğü ile ilgisi yoktur, erkeklerin dayatmasıdır" diye konuştu.

11/10/2007

İç çamaşırı tanıtımını siyasiler yaptı

Ülkemizde de faaliyet gösteren İsviçreli süpermarket zinciri Migros, iç çamaşırlarını tanıtmalarında Kasım seçimlerinde meclise girmek için yarışan 4’ü kadın 7 adayı kullandı. Yeşiller, İsviçre Halk Partisi (UDC) ve Hristiyan Demokrat partilerinin yaşları 20 ile 50 arasında değişen adayları, iç çamaşırlarıyla kamera karşısına geçti. Posterlerde yer almayı reddeden Sosyalist Parti ise “Politikacılar siyasi programlarını tanıtmalı, vücutlarını değil” diye konuştu.

POLİTİK MESAJ MI?

Migros’un sözcüsü Martina Bosshard da 41 politikacıya teklif götürdüklerini ve içlerinden kameraya en yakışan 7’sini seçtiklerini söyledi. Şirket, “Posterler politik bir mesaj taşımıyor” açıklamasını yaptı.

11/10/2007

Akp iktidarı bitmiştir

Şu lafa bakın:

- Önümüzdeki ay bu konuyu Başkan Bush 'la konuşacağım...

Kim konuşacak?. Tayyip Bey !.. Neyi konuşacak?. PKK terörünün canımızı nasıl yaktığını, gencecik evlatlarımızı art arda nasıl şehit verdiğimizi... Peki bütün bunları hem de bir ay sonra binlerce kilometre uzaktaki ABD Başkanı'na niçin anlatacak?.. PKK sorununa çözüm bulması için...

- Yazık!.. Bir yurttaş olarak utanç duydum...

Aynı Tayyip Bey, daha önce, ikide bir gidip geldiği, pek sevdiği ABD'de Başkan Bush'a PKK sorununu kaç kez anlatmıştı?.

- !!!

Bakın, 10 Şubat 2006 tarihli şu laf da Beyaz Saray'da ABD Başkanı'yla bilmem kaçıncı görüşmesini yapan Tayyip Bey'e ait:

- Bush'u PKK ile mücadele konusunda çok kararlı gördüm...

Aynı gün devletin Anadolu Ajansı ise aynen şu haberi geçiyordu:

- Bush ve Erdoğan'ın basına yaptıkları açıklamada görüşülen konular sıralanırken PKK'nin adı geçmedi...

Haberden anlaşıldığı gibi, Tayyip Bey, PKK'nin adının bile geçmediği görüşmede, Bush'un ne denli kararlı olduğunu kavrayıvermişti!.. Aradan neredeyse iki yıl geçti. İki günde tam 15 evladımızı şehit verdik. Tayyip Bey, bir kez daha konuyu ABD Başkanı'yla konuşacağını, diğer bir anlatımla "izin isteyeceğini" büyük bir aymazlık ve de vurdumduymazlıkla söyleyebiliyor... Bu, belki de Tayyip Bey için gayet normal olabilir, ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı adına acınacak bir aczin işaretidir.

- Türkiye bunu hiç hak etmiyor...

***

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, önceki gün AKP iktidarı için aynen şu açıklamayı yaptı:

- Hükümet, emperyalizmin tezgâhını çözümleyecek ve karşı duracak ahlaka sahip değildir. "Önümüzdeki ay bu konuları Başkan Bush'la görüşeceğim" cümlesi, içine düşülen sefil durumun adeta kanıtı niteliğindedir.

Çok ağır, değil mi?.. Üstelik bu lafları AKP iktidarının bakanlık koltuğunda oturan, onları çok iyi tanıyan, seçim öncesinde iktidarı düştüğü karanlık kuyudan çıkaran Mumcu'nun söylemesi özellikle ilginç tabii!..

Şimdi, yıllardır defalarca seyrettiğimiz aynı oyun bir kez daha oynanacak... Adlarını artık ezbere bildiğiniz işbirlikçi milli takımın asil, yedek tüm üyeleri, TMSF genel yayın yönetmenleri ve dinci medya, var güçleriyle iktidarı temizlemek için harekete geçecekler. Aslına bakarsanız geçtiler bile; Vakit adlı dinci ceride, Genelkurmay Başkanı'nın fotoğrafının altına "Sorumlu hesap vermeli" manşetini attı bile. Daha da vahimi var: Taha Kıvanç takma ismiyle dedikodu köşesi yazan Fehmi Koru, her zaman yaptığını yaptı, adını vermediği birilerini alet etti ve "Yorumcular arasında bazı eylemlerin PKK tarafından yapılmadığına inananlar olduğunu biliyorum" diyerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni işaret etti. Bu yargısına gerekçe olarak da, Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ 'un geçenlerde yaptığı, "Türkiye'nin gelişmeleri engelleyecek, maliyetleri artırabilecek (ABD'nin) bir güce sahip olmadığı söylenemez" sözlerini gösterdi. Zaman gazetesinin bazı kalemşorları da aynı doğrultuda kalem salladı... Peki, bu kendi ordusunu alçakça bir saldırının sorumlusu gibi göstermeye yönelik yazıların hemen ardından ne oldu dersiniz?.

- PKK, bu katliamı resmen üstlendi!..

Acaba, bu yazıları yazanlar biraz olsun hicap duymuş mudur? Hiç sanmıyorum!.. Diğer işbirlikçi kalemlere gelince, bu saldırıyı, "sivil anayasa"yı engelleme girişimi, demokratikleşme(!) yolunda ilerleyen Türkiye'ye suikast" olarak nitelendirip çıkıverdiler işin içinden...

- Baştan aşağı tiksinti verici...

Ehh, ben de bu "yüz kızartan inciler" karşısında rahatlıkla kendi düşüncemi söyleyebilirim öyleyse; yeminli işbirlikçiler ne yaparlarsa yapsınlar, hangi ABD etiketli senaryoyu yazarlarsa yazsınlar, MHP gibi sözde muhalefet partileri ne türden "koltuk değneği" olurlarsa olsunlar, uzatmalar tabii ki oynanacak, ancak sonuç değişmeyecektir:

- Bu ülkeye onulmaz zararlar veren AKP iktidarı bitmiştir!..

Ümit zileli - haber3.com

17/8/2007

DP´de ikinci aday

DYP kurucularından Turhan Güven, olağanüstü kongrede Tansu Çiller’i aday göstereceklerini açıkladı.

DYP kurucularından, eski Grup Başkanvekili Turhan Güven, Demokrat Parti’nin 17-18 Kasım’da yapacağı olağanüstü kongrede, eski Genel Başkan Tansu Çiller’i aday göstereceklerini açıkladı. Güven, Çiller’in üzerine düşeni yapacağına inandığını, taban ve teşkilatın da bunu istediğini iddia etti.

Güven, 22 Temmuz gecesi DP Genel Başkanlığından istifa ettiğini açıklayan, daha sonra kongreye kadar partinin başında olduğunu söyleyen ve dün parti genel merkezine giden Mehmet Ağar’ı eleştirdi.

“Bütün dünyanın gözü önünde istifa ettiğini çok süratle açıklayan bir genel başkanın, tekrar hiçbir şey olmamışcasına göreve dönmesi, siyasi hayatımıza bir kara mizah olarak geçecektir” diyen Güven, tüzüğe göre 45 gün içinde kongreye gidilmesi gerektiğini, ancak Ağar’ın tavrıyla “süre kazanıldığını” söyledi.

AĞAR’I KİMSE KARŞILAMADI

Mehmet Ağar’ı dün DP Genel Merkezinde, yönetici olarak sadece Ahmet Uyanık’ın karşıladığına dikkati çeken Turhan Güven, şöyle devam etti:

“Partililere haber veremedikleri için geniş katılımlı bir karşılama olmadığı doğru değildir. Ankara İl Başkanlığındaki tüm partililere haber verildiğini biliyorum. Buna rağmen kimse itibar etmedi. Çünkü partili de Genel Başkana güven duygusunu kaybetti.”

Güven, şu anda partide üye kaydı olup olmadığı bile belli olmayan, hatta partiden ihraç edilen insanların üst noktalarda görev yaptığını öne sürerek, bu durumun, partinin geçmişine ve misyonuna uymadığını söyledi.

TABAN VE TEŞKİLAT ÇİLLER’İ İSTİYOR

Turhan Güven, DP’de yaşanan son gelişmeleri Tansu Çiller’in dikkatle izlediğini de belirterek, Çiller’in siyaseti bırakmadığını ve 10 yıldır genel başkanlığını yaptığı partinin son durumuna fevkalade üzüldüğünü kaydetti.

Partinin yeniden şekillenmesi, layık olduğu noktaya gelmesi için yapılacak çalışmalarda hiç kimsenin görevden uzak kalamayacağını vurgulayan Güven, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sayın Çiller’in de kendisine düşen görevi yapacağına inancımız tamdır. Biz kendisini kongrede aday göstereceğiz. Taban ve teşkilat da bunu istiyor. Artık delegenin de yüzde 90’ı Mehmet Ağar’a karşıdır. Bu işi bilen gerçek Doğruyolcular ve genç kişiler yan yana gelerek, partiyi layık olduğu noktaya eriştirmelidir.”
 

13/8/2007

BİR NEVİ MARLBORO BUNLAR...AMERİKAN HARMANI.

ELÁLEM GEMİ ALMIŞ, SEN İSKELE BABASI ALMIŞSIN...



Çevreye vereceğimiz rahatsızlık nedeniyle şimdiden özür dileriz



BİR NEVİ MARLBORO BUNLAR...AMERİKAN HARMANI.

*

ÜZERİNDE "ZARARLI" YAZIYOR.

ÖYLE GİZLİ SAKLI DEĞİL.

ALENEN.

NAL GİBİ.

"ÖLDÜRÜR" YAZIYOR.

"DAMARLARI TIKAR" YAZIYOR.

"KALP KRİZİNE, FELÇLERE NEDEN OLUR" YAZIYOR... "KANSER EDER" YAZIYOR... "SİZE VE ÇEVRENİZDEKİLERE KALICI HASARLAR VERİR" YAZIYOR.

*

"HAMİLEYKEN İÇERSEN, BEBEĞİNE ZARAR VERİR"
YAZIYOR.

DAHA NE DESİN...

"KENDİNİ DÜŞÜNMÜYORSAN, ÇOCUĞUNUN GELECEĞİNİ DÜŞÜN" DEMEK İSTİYOR.

*

TAHLİL ET...

İÇİNDE JET YAKITINDAN FARE ZEHİRİNE, KARBONMONOKSİTTEN ZİFİRE KADAR NE ARARSAN VAR... AMA, DUMANINI ŞÖYLE BİR ÇEKTİĞİN ZAMAN, "KEYİF VERİCİ HAYALLER" YARATIYOR.

ZATEN TEK MAHARETİ BU.

RAHATLADIĞINI SANIYORSUN...

ASLINDA "İNTİHAR" EDİYORSUN.

O NEDENLE "18 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE" YASAK... HENÜZ REŞİT OLMAMIŞ İNSANLARIN KANINA GİRMESİ, ONLARI BAĞIMLI HALE GETİRMESİ DAHA KOLAY OLUYOR.

*

E HAL BÖYLE OLUNCA...

BEN GÖREVİMİ YAPTIM.

UYARDIM.

"AMAN İÇME" DEDİM.

"BIRAK ŞU MERETİ" DEDİM.

*

SEN BİLİRSİN KARDEŞ...

*

KIÇINA SOLUNUM CİHAZI TAKTIKLARI ZAMAN, BENİ HATIRLARSIN...

ÇÜNKÜ, BU SAATTEN SONRA, ANCA ORANDAN NEFES ALABİLİRSİN.

*

TEK RİCAM VAR...

EMEKLİ MAAŞIN YETMİYORMUŞ, TARLADAKİ ÜRÜNÜN PARA ETMİYORMUŞ, HACİZ YEMİŞSİN, KART FAİZİNDEN BATMIŞSIN, SUÇ PATLAMIŞ, ÇOCUĞUN İŞSİZMİŞ, VERGİ ÇOKMUŞ, BENZİN PAHALIYMIŞ, İŞLER KESATMIŞ, ŞEHİT TABUTLARI RESMİ GEÇİT YAPIYORMUŞ, SUYUN AKMIYORMUŞ, KENE ISIRMIŞ, HASTANEDE REHİN KALMIŞSIN, ZENGİN DAHA ZENGİN, FAKİR DAHA FAKİR OLMUŞ, ELÁLEM GEMİ ALMIŞ, SEN İSKELE BABASI ALMIŞSIN...

SAKIN OLA, AĞLAMA.

KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ.

* * *

"BÜYÜK YAZAR"
dan kasıt işte buydu.

Büyük harf yazar yani.

* * *

Sağolsunlar, öyle bir abarttılar ki anonslarken, zannedersin 3 satırda hayatın anlamını yazacağız!

Ben bile kendime gıcık oldum.

Neyse...

Durmak yok, yola devam.

Dün neysek...

Bugün de oyuz.

Sevenlere selam olsun...

Sevmeyenlerin cehenneme kadar yolu var.

Yılmaz Özdil Hürriyet

2/8/2007

'Bir an önce evime gitmek istiyorum'

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 22 Temmuz seçimlerinde Meclis'e giren muhalefet liderlerini Çankaya Köşkü'nde kabul ederek, kutladı. Köşk'e ilk olarak, saat 11.00'de CHP lideri Deniz Baykal çıktı. Sezer ile 25 dakika kadar görüşen Baykal herhangi bir açıklama yapmadan ayrıldı. Baykal'dan sonra Köşk'ün ikinci konuğu MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Bahçeli de 25 dakika süren görüşmeden sonra Köşk'ten açıklama yapmadan ayrıldı.

'Ne zaman biter' diye sordu
Sezer, görüşmede, her iki lideri partileri Meclis'e girdiği için kutladı. Siyasi konulara girmemeye özen gösteren Sezer, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin ne zaman biteceğine ilişkin tahminlerini sordu. Sezer, liderleri dinledikten sonra bir düşünce belirtmeden "Artık evime gidip dinlenmek istiyorum" dedi. Nezaket kuralları içinde geçen görüşmelerde Sezer'in Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin krize dönüşmeden tamamlanması temennisini ilettiği öğrenildi. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı nedeniyle kilitlendiği için Sezer'in görev süresi de 3 aya yakın uzamış ve en uzun görev yapan cumhurbaşkanlarından biri olmuştu. Sezer, 22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından Başbakan Tayyip Erdoğan'ı Köşk'te kabul etmişti.

DTP şimdilik yok
Sezer, seçimlere bağımsız adaylarla katılıp grup kuran DTP'yi ise çağırmadı. Çankaya kaynakları, DTP'nin çağrılmamasına ilişkin olarak "Sayın Cumhurbaşkanı grubunu yeni oluşturan bir partiyi çağırmak için erken olduğunu düşünmüş olabilir. İlerde çağıracaktır" yorumunu yaptılar.

Google

Neden AKP
Ben neden Akp'ye oy verdim biliyormusun?

Aylık gelirim arttı.Para kazanıyorum para
Yaşam standartlarımı yükseltti.
Yolsuzluk yapmadı.Yapsada bal tutan parmağını yalar canım.
Özelleştirme ile milli kuruluşlarımızı yabancılara sattı.
Kredi kartı borçlarımı günü gelmeden takır takır ödüyorum.
Benim oğlum okul harçlıklarından biriktirdiği para ile gemi satın aldı.
Ben rantiyeciyim para ile para kazanıyorum.
Borsada milyarlarım var onun için
Sadece kendi yaşam standartlarını değil halkın yaşam standardınıda yükselttiler
Çok güzel çalışıyorlar!Çok güzel konuşuyorlar
Gelir dağılımını düzelttiler.Zenginden yana değil halktan yana politika yaptılar.
Ülkeme huzur geldi.Ne sokakta gasp olayları oluyor ne evime hırsız giriyor.
Ben aslında oyumu neden ve kime verdiğimi bilmiyorum ki
Emekliye memura zam yaptı.Adam gibi maaş verdi.
İMF ye rest çekti.
İMF onları destekliyor.
Yabancıların getirdiği sıcak paraya yüksek faiz veriyor
Büyük kentlerin trafik sorununu çözdü
Aslında ben akp'ye oy vermedim.
Aslanlar gibi Akp politikalarını her yerde savunurum arkadaş.
Kışlık Kömürüm şimdiden hazır.
Dolar düştü yerli üretici malını satamıyor ama ithalat cenneti olduk.
Ekonomi iyi gidiyor.Borcu borçla kapatıyoruz evelallah
Her doğan çocuğumuz sadece 5 bin dolar borçla doğuyor.Borç yiğidin kamçısı
Oyum isteksizce napim muhalefet partilerini gözüm tutmadı arkadaş


Şu Andaki Durum


selam
hiç dogru degil
başka işiniz yokmu baykal agar mumcu
selamlar
550 Milletvekili
Araptan dost olmaz.
dlra.blogcu.com
pes artikkk
iştee nparsın...
gerçekler...
Blogcu ile yapıldı